-

Erzurum Hınıs Köyleri / Akgelin

Akgelin  Köyü Hınıs  İlçesine bağlıdır. Hınısa olan uzaklığı 24 km, Erzurum’a ise uzaklığı  174 km.,  2000 yılı nüfus sayımına göre köyde 298

1997 nüfus sayımından da 299  kişi tesbit edilmiştir.

Köyde genelde karasal iklim hüküm sürmektedir. 

Akgelin Köyünde sağlık ocağı, sağlık personeli olmadığı için kapalı ve  sağlık evi yoktur. Mevcut olan İlköğretim okulu kapalı olup taşımalı eğitim   yapılmaktadır. Köyde PTT şubesi ve acentası yoktur. Su şebekesi ve   kanalizasyon şebekeleri de bulunmamaktadır. 

Akgelin   Köyünde tarım ve hayvancılık  yapılmaktadır. 

Köy Muhtarı Nihat Özkul

 

Burhan KAYA

 

AKGELİN Köyü’nün “Akgelin” ismini aldığı unutulmaz aşk hikâyesi…

Savaş yıllarında, bu köye yaralı bir asker gelir, yaralı askeri gören köylülerden birisi, duruma el koyar ve askeri kendi evine götürür. Asker evde ev sahibi tarafından iyileştirilir. Bu iyileştirme süresi uzun bir süre alır.

 

 Askerin evde sürekli kalması ve ona hizmet eden evin gelinine âşık olmasıyla durum çıkmaz hal alır. Evin gelini, köyün içindeki gelinlerin en güzel gelinidir. Gelinin güzelliğinin yanında, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile aile içinde güven kazanmıştı. Gelin bu güvenle, ailesine ve kocasına karşı asla sadakatsizlik yapmamıştı

 

Gelininin yaralı askere göstermiş olduğu, misafirperverliğinin yanında ilgi ve alaka askerin duygularını hurdahaş etmişti. Asker, kendisine iyilik meleği olan bu geline âşık olur. Gelin bunu bilmemektedir. Ve yaralı askere bir hemşire gibi hastabakıcılığını yapar ve onun iyileşmesini sağlar.

 

Yaralı asker gelinin kendisini sevmediğinin farkındadır. Asker, sevgisinin karşılığını alamayınca duygularını içine atmaya karar verir. Bir gün yaralı asker, bu duygularını dışa vurur ve gelin yaralı askerin bu durumuna aldırış etmeden hizmetine devam eder. Günler günleri, aylar ayları kovalarken yaralı asker iyileşir. Bu iyileşmeden dolayı gelinden artık hizmet gelmemektedir. Yaralı asker çok üzülür… Bu olay karşısında, askerin gitmesi gerektiğini ve artık iyileştiğini aileye gelin fark ettirir.

 

Durumu fark eden asker, evden ayrılmaya karar verir. Bir yandan da gitmesi gerekir. O gün, duygularını bir kez daha evin gelinine aktarmaya karar verir. Fakat gelinin ona karşı beslediği duyguların merhamet ve insancıl duyguların dışından başkaca duygular olmadığını söylemesi üzerine asker tam anlamıyla yıkılır.

 

Bunun üzerine asker gitme kararını kesinleştirir. Ve aldığı bu kararı aile meclisine aktarmak üzere akşamı bekler. Köylerde sohbetlerin ve güzel muhabbetlerin yoğunlaştığı zaman akşam zamanlarıdır. Yaralı asker, kararını akşam sohbet sırasında aile büyüğüne açıklar. Aile yaralı askerin genel durumunu bildiği için hiç itiraz etmez ve gitmesine izin verir.

Ailede askerin gitmesi için gerekli hazırlıklar yapılır. Tamamlanan hazırlıklar sonunda, yolculuğun başlama vakti gelir.

 

Sabahleyin, ev halkı tümüyle yaralı askeri yolcu etmek için, evin önünde toplanmaya başlarlar. Yaralı asker evin içinde, çıkmadan önce gözleriyle günlerce ve aylarca tedavi gördüğü evi inceler. Evin içinde hiç aklında çıkarmadığı sevdiği insanla baş başa kalır. Ve bu insanı yani evin gelini bırakmaya hiç niyetli değildir. Ama gitmekten başkaca da yapabileceği bir şey yoktur.

 

Evden çıkıp çıkmama konusunda kararsızdır. Bu kararsızlığını bozarak dış kapıya yanaşır ve ayağını dış eşikten atmadan önce arkasına dönerek son bir kez daha evin içerisine bakar. Tam o sırada evin koridorunda gelinle göz göze gelir. Asker bir yandan da geline ne nasıl veda edeceğini düşünürken, duraklar. Çok derin ve anlamlı gözlerle geline bakar ve içinden şu duyguları geçirir. “ Benim misafirliğim buraya kadar, ben bu misafirliğimi bittirirken, AHGELİN senin ruhumdan açtığın, kara sevdamla gidiyorum. Ben sevdamı içime gömerek, bu evde yaşadığım duygusal sevgimin karşılığını senden hiç alamadım. Bu durum duygusal ruhumda çok derin ve hiç iyileşmeyecek yaralar açtı. Bütün bu yaralarımı bu evde yaşadığım tatlı anılarıma ve sana bırakarak gidiyorum.

 “Ahgelin!...”, Keşke seni hiç tanımasaydım, keşke, o tertemiz ve güzel duygularının içinde bende yer alsaydım, azda olsa bana dönüp baksaydın da, gözlerin içindeki ışığınla ömrüme ömür katsaydın.

 Ben günlerce, haftalarca ve aylarca hep o ışığı bekledim, bana açılıp,”Bende seni seviyorum” demeni ve bana karşı sıcak bir tebessümünü bekledim. Bana karşı duygusal anlamında hep gaddardın ve gaddar davranırdın. Hiçbir şekilde bu konuda kendinden ödün vermedin. Bu duruşunla beni hep şaşırtıyordun, zaman zaman kendimi sorguladım, acaba benden bir eksiklik mi var, acaba ben sevdiğim insanı kırdım mı? Diye… Ama cevaplarım bana hep “HAYIR” diyordu…

 

Sen yaralarıma merhem olurken, kalbimden yara açtığının farkında değildin. Hiç bilmiyordun ki, o yaralar ömür boyu bu askerin kara sevdası olarak içinde kalacak ve iyileşmeyeceğini…

 

 Hiç bilmiyordun ki, bu askerin yaralarının iyileştirmeğini, tam aksine kalbine açılan kara sevdanın hep var olacağını ve ömür boyu on unla yaşayacağını…

Ve hiç bilmiyordun ki, bu asker eve gelişinden aldığı kurşun yaralarından daha ağır yaralarla gideceğini…

 

Şu anda bile, sana bakarken, ruhumun derinliğinden sana karşı olan duygularımın hezeyanı içimdeyim. Ama unutma ki, sana olan sevdamın ne kadar da karşılıksız olduğunu bilsem de, seni hep sevdim, sana olan bu sevdamın hep süreceğine ömrüm üzerine kendime söz verdim.

 

 “AHGELİN!...” Evinize yaralı olarak geldiğim günden, bu güne kadar, sen bana hep ışık olduk. O ışıkla aydınlattın, ama ben bu gün gidiyorum, hem de o ışıktan ve yaralarıma ilaç olan sihirli parmaklarından yoksun olarak…

Sen bana hep yaşam, geleceğime umut ve nefesime nefes oldun. Ben bu güzel duygularla yaşamaya sarılmıştım. İşte bu yaşamı bırakarak sana veda ederek gidiyorum.

AHGELİN, kalbimden açtığın bu yara;  eve ilk yaralı olarak geldiğim gündeki yaralardan daha acı veren ve daha derin izler taşıyan senin sevdan oldu. Keşke, ilk günkü yaralarımla baş başa kalsaydım da, bu ölümcül yarayla seni sevmeseydim.

 

“AHGELİN” Senin sihirli parmak uçlarınla her seferinden yarama dokunuşun da iyileşen yaralarımı hiç unutamıyorum. Gün günü kovalarken fiziksel olarak vücudumdaki tüm yaralarımı iyileştirdin, ama kalbimde açılan karşılıksız aşk yarasını hiç iyileştirmedin.

 

 Ben bu evden ayrılıyorsam bu acıyla ayrılıyorum. Ben seni çok sevdim GELİN ve ömrüm boyunca da seveceğim, sevgim karşılıksız olsa bile bu sevgi devam edecektir.” der ve gözyaşlarıyla ayrılır. Gelinin dışında yaralı askeri dışarıda bekleyen ev haklı ile vedalaşma vakti gelir. Tek tek ev halkı ile vedalaşırken, geline vedalaşacağı zaman gelir ve dinmeyen gözyaşlarıyla geline son kez bakar ve “ALLAHISMARLADIK” der. Arkasına bakmadan devam eder. Onun kulakları ev halkının onun ayrılışına vereceği cevaptadır. Ve tüm ev halkından gelen cevap “ güle güle asker ” denilirken. Evin gelininden, “Güle Güle asker kardeşim, güle güle, hakkım sana helal olsun ”der. Yaralı asker, tüm ev halkının cevabından çok gelinden gelen cevabı bekler ve bu cevapla karşılaşınca, yaralı askerin ruhundan daha da derin bir iz kalır. Ve o derin duygunun kendisinden bıraktığı yıkılışla arkasına dönerek, direk evin gelinine bakar. Bu onun son bakışları olur. Ve yoluna devam eder.

Bu durum askerin gözyaşlarına boğularak yoluna devam etmesine sebep olur. Bu yaşlar köyün karşısındaki tepeye kadar devam eder. Köylülerden birisi askerin bu durumunu fark eder ve yanına yaklaşır. Onun gözyaşlarına dayanmaz ve köylü askere dönerek sorar…

----Asker neden bu kadar ağlıyorsun, seni köyden birisi mi üzdü? Der.

Ve dayanamaz yanına oturur. Askerin oturmasını ister, asker oturur ve başında geçen tüm hikâyesini köylü vatandaşa anlatır.  Köylü bunu can kulağı ile dinlerken, oda gözyaşlarına hâkim olamaz. Asker, köylüye dönerek…

---AHGELİN AH !... Der.Ve köylüye dönerek…

--- Ne olur, amca, beni sevdamla baş başa bırak, ben yoluma devam edeyim. Köylü…

---Peki, asker yolun açık olsun, umarım bir gün bu sevdanı unutur ve seveceğin insanı başka bir yerde bulur ve onunla mutlu olursun ve buradaki sevdanı da unutursun... Diyerek askeri yoluyla baş başa bırakır.

 

İşte bu köye verilen isim bu hikâye üzerine verilmiştir.

 

Bu hikâye, Akgelin köylülerinden alınan bilgi üzerine, tamamıyla tarafımdan duygularla yoğunlaştırılarak yazılmıştır. Bu konuda varsa eksiklerim, hikâyeyi çok iyi bilen kişiler kendilerinden olan bilgileri bana gönderebilirler. 

 

Burhan KAYA

08.11.2009

 

Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)