Yorum Yaz Yorum Oku Tavsiye Et Sayfayı Yazdır

Yazar / Tarih : Mümtaz TARGAY [10.11.2008 / 11:28:08]

ELİF MERTEK'Lİ DAMLAR

      Bilirsiniz mutlak köy yerlerinde ev damları hayatımızda çok önem taşıyan yerlerdir. sabahları köy tavuklarının en uğrak yeridir.Damdaki zibbilik te yuva açıp sabah güneşinin zevkini çıkaran bu sevimli çığırtkanlar güneşe o kadar kendilerini kaptırırlardı ki boylu boyuna uzanır kanatlarının esaretini sergilerlerdi.Bu zevk karşısında ser mest olmuş bu çilliler  kimileri kazıdığı yuvalara yumurta bile bırakan olurdu.Nasır yüzlü çocuklar sevinsin diye.

Dam zevkine karşılık bir yumurtayla kandırırlardı tavuklar çocukları
.

    Elif mertekli damlarda yaşam devam ederdi sıra köyün babalarına gelirdi genelde açık havada demli bir çayla birlikte köyün en önemli kararlarını burada alırlardı.

   Boz toprağın verimini mor koyunun ve sarı kızın ahvalini umutla sorgular dururlardı Sonra ihtiyar heyeti yerini alırdı fasıl bu defa farklı bir tada hizmet ederdi.Bu tarih kokan çınarlar arasında hayat dolu muhabbetin biri biter biri başlardı, yaşamın her karesi dile gelirdi
.

    Şansınız varsa.Dam sırası sizde ise.Hizmet edende siz iseniz.Bu muhabbetten alacağınızı alırdınız.Olgunluğun ilk adımlarını,adam gibi adam olmanın marifetini bu çınarlardan öğrenirdi.Köyün gençliği gönülleri zengindi  adam  gibi adam olmanız için sizi her süzgeçten geçirirlerdi.Hakla  haksızı helale haramı sevgi ile saygıyı büyük bir özenle sevdire,sevdire anlatırlardı.Ölümü dinlemek bile güzeldi.

    
     Düşünüyorum da dünden bugüne geçmişi arar olduk sabır bilmez gönül nerden nereye getirdi bizi umutlarımız için var olanları şimdi kabristanlarda arar olduk umutsuzlar olarak.

    Hani her şey güzel olacak diyenlere sormak lazım on çocuğa bakan babanın iki çocuğumuza bakamadığımızı nasıl anlatacağız yarınlara azı bilmez gönüllerimiz çoğu ararken azdan da olduk şimdi savrulduk yerimizden bir geven misali sevemedik boz toprağı  mor koyunu tezek kokusunu horoz sesini unuttuk diyar ellerde çalar saat icat edildiğinden bu yana umutlarımız yitirdik yoksulundan zenginine cahilinde okumuşuna kadar.Sonra gelenek ve göreneklerimizin en altın çağı idi köyün tümü  aynı şeyi sever aynı şeye üzülürdü  fark yoktu  sizi farklı kılacak bir farkta olmazdı.

     
    Elif mertek  damlar da yaşam devam ederdi.Annelerin hep telaşı olurdu damlarda çırpılacak yünün kuruyacak giysinin kundaktaki Aliyi emzirmek hayata onu en onurlu kılan tek marifeti.bununla da bitmezdi

Yaşamın her tarafında vardılar bir orda bir burada kurtarıcı melekler gibi pişirilecek ekmekle aşın sağılacak mor koyunu kahrı  bitmezdi gece arzuladığı en büyük dilekti dünden başörtüde saklanmış bir akide şekerin közde pişirilen çayın zamanıydı şimdi.

    

    Elif mertek damlarda yaşam devam ederdi sıra gençlere gelirdi akşam ay ışığında tütünün edepten yasaklı olduğu çağlardı sevdalar dile gelirdi çekilen dumanlarla ve yarım yamalak bir Türkçe’yle sevda türküleri söylenirdi çekirgelerin ve akan suyun  eşliğinde  yıldızlar ve köyün genç kızları dinlerdi.Yalnızlığı yırtan bu ezgiyi.Sevda çeken gençleri içim,içim yerdi.Umutları vardı yarınlara korkuları da tek miraslarıydı üç beş mor koyun ve sarı kız unutmamalı kınalı öküzü gelişmeliydi ve çoğalmalıydı çünkü yaşam ağırdı damat olacak Ali’ni gelin olacak Fatma’nın hayalleri vardı .Olmalıydı mertekten bir damları melül yana bir gaz lambaları 

    

    Elif mertek damlarda yaşam devam ederdi.Akan derenin ve bodur ormanlardan gelen esintinin ahenginde sıra köyün köpekleri ziyaret ederdi elif mertek damları gün bitmiştir artık çekirgelerin operası süslerdi karanlık sessizliği yıldızların berraklığında köpeklerin bir o tarafı bir bu tarafı koşması ile devam ederdi.Günün ilk ışıklarında her damdan tandır dumanları süslerdi gök yüzünü  köyün malı davarı hep bir ağızdan uyandırırdı tembel uykucuları çocuk sesleri ile bir mahşer olurdu köyün orta yeri örslerde dövülen tırpanların sesi bereketin simgesi olurdu köyün
    Ve şimdi yalan oldu her şey neler feda etmedik ki dostlar değil elif mertek damları bu değişim ve gelişmişlik uğruna geçmişimizi tarihimizi tanımaz olduk birinin yiyip beşinin baktığı bu dünya düzenine ortak olduk dostlar sormaz olduk hallerimizi,köylerimizi,hatıralarımızı yaşananlar yalan oldu mutluluk hayal  selam menfaat yardımlaşma aptallık olmuş köylerimizin ayısı kurdu çakalından korkar iken günümüzde insanlardan korkar olduk.Her şey değişim ve gelişmişlik uğruna daha nelerimizi feda etsek dostlar      
sevgilerimle  MÜMTAZ TARĞAY

 

Sakın dağlar gibi yüceyim deme.

Zaman gelir etrafın dar olur

Kış gelir yaz gelmez yine gam yeme

Hele her kışın sonunda bir bahar olur

 

Dost odur ki kötü günde dost olan

Geniş günde düşman bile yar olur

Reyhanim ki de o kaldı destan bir günde

Toprağı verirler üstüne kefeni beyazdır

Evin kabristan nöbetçin iki taş bir mezar olur

 

Kaynak AŞIK REYHANİ

Toplam 5486 defa okundu.
Toplam 5 adet yorum yazıldı.

Yorum Yaz Yorum Oku

1   Kadim GÖRER [23.10.2009 / 09:55:08]

Her sabah işe başlamadan sizlerin bu güzel yazılarınızı okuyarak kendime geliyorum Yüreğine kalemine sağlık bütün editörlerimize selam saygılar sizleri yürekten selamlıyorum

2   ozan ediş [11.11.2008 / 15:33:50]

Abi çok güzel yazmışsın bir köy günü ancak bukadar güzel anlatılır. yüreğine eline sağlık

3   mehmet kaya [23.10.2008 / 09:30:36]

SEVGİLİ MÜMTAZ aşık reyhani güzel bir halk ozanı ve çok güzel şiir besteleri vardır ayreten bize hatırlamanızdan dolay aşık reyhanı yıda anmış olduk. ayreten elif mertek damlarda bana köyün içinde ki çocukluk yıllarımızı hatırladı anlamlı ve okadarıda güzel yazı okurken keyifle okudum kaleme alıp bizimle paylaştığınız için teşekür ederim yüreğine sağlık mehmet

4   Nihat GÖKSU [08.10.2008 / 14:06:42]

Sevgili Mümtazım;
Her zaman ki gibi yine döktürmüşün. Biliyorsun yazılarını hep beğenerek okumuşumdur.
. Pir Sultan sehpaya doğru ilerliyor, herkes taş atıyor... Pir Sultanın müsahibi de gül atmış. Pir Sultan çok içerlemiş tabi bu duruma, o arada yine bir şiir söylemiş:
“Şu ellerin attığı taş değil Dostun bir tek gülü yareler beni.”
E tabi bize atığın taşları saymazsak…
Evet sevgili Mümtaz elif mertekli damlar yazını o kadar güzel yazmışsın ki
Bana çocukluğumu hatırlattın …
Bir yumurta ile kandırılan nasır yüzlü çocuklar,
Köy ortasında içilen çaylar,
Gizliden gizliye çekilen aşklar,
Nasıl unutulabilir ki o günler
Tabi şehirleşme ile beraber geleneksel aile yapılarında kopmanın artısıyla eksisini Düşündüğümüzde o özlemi yüreklerimizde daha şiddetli yaşıyoruz.
Evet her kelimesinde her cümlesinde ayrı bir keyif alarak okudum Yüreğine kalemine sağlık. kardeş

5   Burhan KAYA [08.10.2008 / 12:28:48]

Değerli Dostum Yüreğine ve kalemine sağlık..

HINIS TV


İSTATİSTİKLER
09.09.2010 05:19:06
  Aktif ziyaretçi:
13
  Haber Sayısı: 973
  Makale Sayısı: 379
  Yorum Sayısı: 2572
  Köy Sayfaları: 158868
  IP Numaranız:
38.107.191.84
Ayrıntılı bilgiler için burayı tıklayın




Ali Riza Targay

Ali Riza Targay

Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Sitede yer alan her türlü materyal ve eserin kaynak belirtilmeden kullanılması yasaktır.
[+] 35 ©2009 Hınıs'ın Sesi - Yasal Haklar Yönetim Ana Sayfa FotoğraflarVideolarKöylerimizForumZiyaretçi DefteriDuyurularEkibimizİletişim
Zirve100 Toplist Turizm ve Ulasim FreeWebSubmission.com Araba Site Ekle Sayfa.com Smyrna Hosting