-


Başarı Adımlarının yükseltiği insan Fikret GÖKSU

Fikret Göksu’nun hayat mücadelesinde, her zaman zoru seven biri olarak tanındı. Çünkü mücadelenin zorlu tarafını seçen insan fedakârlık yapan insandır. Akıllı bir insan zorluklardan nasıl kaçınılması gerektiğini değil,
Bu haber 17.03.2015 13:50 eklenmiş ve 2273 kez görüntülenmiştir.

Değerli Okurlar ve sevgili hemşerilerim;

 “Önemli Simalar” bölümünde misafir edeceğim değerli kişi, hayatın her basamağından fedakarca yaklaşımlarıyla başarıya ulaşmış, dur durak demeden yol kat etmiş, ailesine ve memleketine yara sağlayabilecek sistemlere imza atmış, bulunduğu kariyerde bir Hınıslı olarak en üst seviyelere ulaşmış bir kişiden bahsedeceğim size… Bu kişi sizin içinizden çıkan bir çok değerlerden birisi  olan FİKRET GÖKSU’ dan başkası değildir.  Göksu’ya Hınıslı olarak, tüm Hınıs’lıların kendisiyle gurur ve onur duydukları kesindir. Çünkü böyle değerler;  bulundukları toprakların kimliklerini taşıdıkları sürece, o toprakların adı eğitimden, kültüre, ekonomiden sosyal yaşama katkı sunarlar. Sunulan katkının her zerresinde o toprağın adı onurla ve gururla anılır. Bu çok önemli bir faktördür. Bunu bilmek, değerlendirmek ve onlarla yaşamak bizim için apayrı bir yaşamdır. Onun için böyle değerli insanlarımız nerde varsa ve yaşıyorlarsa bilinmelidir, Hınıs orada en güzel şekilde yaşanıyor ve tanıtılıyor demektir. Bu bizim kültürümüzden, tüm değer yargılarımıza artı değer katmaktadır. İyi ki varsınız, iyi ki Hınıs’lısınız ve tüm Hınıs’lılar sizlerle gurur ve onur duymaktadır.

GÖKSU AİLESİ;

Öncelikle Göksu ailesinden biraz bahsetmek isterim. Benim şahsen merhum Ali Bey ve Şirinşah Hanımı görmeme rağmen, onların hakkında bilgi sahibi olmamı sağlayan, 11 yıl boyunca arkadaşlık ettiğim Fikret Göksu olmuştur.

Fikret Göksu’nun babası merhum Ali Bey, çiftçi bir ailenin çocuğu,  annesi merhum Şirinşah Hanım ise aynı aileden ev hanımı olarak tanıyordum. Göksu ailesinin temel direği olan Ali Bey;  Hayran köyüne bağlı olan Çiçekli mezrasında çok sevilen ve sayılan biri olarak öne çıkıyordu. Anne Şirin şah hanım, Ali Beyin namına ve şahsına yakışan bir eş olarak Göksu ailesinden yerini almıştı. Fikret GÖKSU, ailenin 2.nci çocuğuydu.

Ailede okumaya çok önem veren Ali Bey; Fikret’i okutmayı düşünüyordu.  

Bu değerli ailenin temel amaçlarından biride;  çocuklarını okutmak, memleketine, ailesine ve kendilerine faydalı insan olmalarını sağlamaktı. Fikret’te bunlardan birisiydi. Ve onu okutup, en yüksek yerlerde görmek istiyorlardı. Bu yolda kat edecekleri yollar belliydi o yolda “Maddi ve manevi”  yönündeki destekleriydi. Onun için ellerinden gelen tüm imkânlarını çocukları için harcamaya kararlıydılar. Bu sebeple sırada olan Fikret’ti.

FİKRET GÖKSU;

10.01.1960 Hınıs/hayran köyüne bağlı, çiçekli mezrasından ikamet eden Göksu ailesinin altı çocuğunda 2.ncisi olarak dünyaya geldi. Hınıs ta eğitimin köylere yayılmasına öncülük eden Varto depreminden dolayı, köylerden Hınıs Yatılı Bölge Okuluna öğrenci yerleştirilmesi yapılıyordu. Bunu haber alan Ali Bey, köylerindeki çocuklarla birlikte oğlu Fikret’ti YİBO yazdırdı. Hınıs Yatılı Bölge Okuluna köylerde belirli sayıda öğrenci alınıyordu. Fikret Göksu da bu şanslı öğrencilerin içinde yerini almıştı.

Okulla ilk adım;

Fikret 1967 yılında yazıldığı Hınıs Yatılı Bölge okulundan eğitime başladı. Kısa sürede okula uyum sağlayan Fikret, çalışkan, tertipli ve bakımlı bir öğrenci olarak okulda örnek gösteriliyordu.  Bu okulda yapılan eğitim ve öğretim;  çevre ilçelerin içinde olmakla beraber Hınıs’ın tüm ilkokullarında yapılan eğitim ve öğretimden öne çıkıyordu. Bunun tek bir özelliği vardı, okuldaki öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretime önem veren idarecilerdi. Bunların başında Müdür yardımcısı olan Arif KAHVECİ ve Okul Müdürü Hüseyin Bey geliyordu. Öğretmenlerden ise;  Temel OTLUOĞLU, Mehmet ÜÇTAŞ, Haydar UZUN ve Sebahat ARAS’tı. Fikret GÖKSU da bu öğretmenlerden birinin sınıfında öğrenciydi.

Okuldaki başarı temelinin ikinci bir ayağı da köylerde gelen öğrencilerin eğitim öğretime olan hevesleriydi. Bu heveslerine başarılı öğretmenlerin katkıları da katılınca başarı kendiliğinden geliyordu.

1972 yılında yapılan “Devlet Parasız Yatılı okulları sınavına” bölgeden katılan 600 ün üzerindeki öğrenciden kazananların arasından ilk 5 şe giren bu öğretmenlerin yetiştirdiği öğrenciler geliyordu.  Bunlar Fikret GÖKSU, Şerif ÇELİK, Mehmet AKAN, Burhan KAYA ve ismini hatırlayamadığım birçok öğrenci…

Fikret GÖKSU ile okul hayatımız Adıyaman devlet parasız yatılı okulundan da devam etti. Onun çalışkanlığı ve kendine has disiplinli çalışma kişiliği, ona hep birincilikler getiriyordu. Okul hayatı boyunca Fikret hep birincilikler yoluna devam etti. Okulda ailesi ona maddi ve manevi yönünde hep arkasındaydı. O yolunu ve hedefini belirlemişti. Tek hedefi hayatında büyük adam olmak vardı. Haklıydı çıktığı yolda emin adımlarla yürüyordu. Ta ki 1977 ve 1978 yıllarında Türkiye de “Sağ ve Sol “ çatışmasının yoğun olduğu döneme kadar.  Fikret o başarısını mezuniyetle bitirmişti. Ama o yıl üniversite sınavından istediği yere girememişti. Bu başarısızlığın temelinden tek bir gerçek vardı. O gerçek ise o dönemlerde “kardeş kavgasından” dolayı aksayan eğitim ve öğretimin tam anlamı ile yapılamamasıydı. Bu gerçeği fark eden Göksu ailesi çocuklarına destek çıkarak, Fikret’i Üniversiteye hazırlamak için İzmir de özel dershaneye verdiler.

GÖKSU’nun Üniversite HAYATI Başlıyor.

Fikret Göksu ailesinin bu desteğini arkasına alarak, 1980 yılında girdiği üniversite sınavından 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini kazandı. 1980 Eylül ayında başladığı Üniversite eğitimini başarılı bir şekilde 1984 yılında bitirerek mezun oldu.  Onun için okul hayatı bitmişti ama gerçek hayata atılmak için ekonomi bağımsızlığına ihtiyacı vardı. Bu sebepten dolayı çok yoğun çalışması gerekiyordu. Çalıştı ve başardı.

İlk İş Hayatında Girdiği Sınavı Başarıyla Bitiriyor.

Fikret, yoğun bir çalışma temposuyla mali müfettişlik sınavlarına girerek 1985 yılında Ankara’da Maliye Bakanlığında Müfettişi olarak göreve başladı. Buradaki çalışmasını özveri, bilgisi ve disiplinli çalışmasıyla en iyi şekilde devam etti. O artık ekonomi bağımsızlığına kavuşmuştu. Bu yaşamında atılması gereken adımlarını en güzel şekilde atıyordu.

Fikret Göksu’nun hayat mücadelesinde,  her zaman zoru seven biri olarak tanındı. Çünkü mücadelenin zorlu tarafını seçen insan fedakârlık yapan insandır. Akıllı bir insan zorluklardan nasıl kaçınılması gerektiğini değil, zorlukların üstesinden nasıl geleceğini düşünür. Fikret, her zorluğun mutlaka bir çözümü vardır düşüncesiyle hareket ederek, çizdiği yolda çözüm üreten kişi oldu. Onun başarıların temelinde, “inanç,  isteme ve başarma duygusu “ yatardı. Bunları kullanırken de, bilgi ve tecrübesinin yanında cesaretini de çok iyi kullandı.

 İstanbul Hayatı Başlıyor…

Ondaki bu azim ve kararlılık; 1985-1992 yıllarında Ankara’da Maliye Müfettişlik görevini en layığı ile yapmasına neden oldu. Kariyer bütünlüğünden hep başarı vardı. Onun için tüm yollar açılmıştı. İşte açılan bu yollardan birisi de Onun,  1992 yılında İstanbul’a tayınını istemesi oldu.  Tayin gerçekleşmişti.  O artık Türkiye’nin bir numaralı metropolü olan İstanbul da de meslektaşları ile yarışmaya gidiyordu.

Fikret Bey; “ İnsanoğlu cesareti ve çalışkanlığı ile ödüllendirilir. Kim olduğu ve nerde geldiği hiç önemli değildir. Önemli olan içindeki o gücü dışa vurmak ve harekete geçmektir. Çünkü mücadelenin olmadığı yerde dayanıklılık yoktur. Kazanılan başarının oranı, ne kadar mücadele ettiği ile doğru orantılıdır. Bunu bilmek ve uygulamak insanoğlunun hayatında başarıların temel taşlarını bina etmek demektir. Hayatta değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. Onun için insanoğlunun tek kaygısı değişmemektir. Bu düşüncelerle hayatına yön verdi. Ve bu büyük metropol deki şehirde tam 11 yıl Devlet Dairesinde Maliye Müfettişi olarak görev yaptı.

Fikret artık bulunduğu yere sığmıyordu, hayatı başarılarla dolu olan Genç Müfettiş Devlet Kurumunda istenilen güvene sahip bir kariyerle hareket ediyordu. Kendisindeki bu güveni, serbest piyasadan da sürdüreceğine inanarak 1997 yılında bulunduğu Maliye Müfettişliğinden istifa edip, kamu görevi olan Yeminli Mali Müşavirlik olarak iş hayatına devam etti.

Onun için Vizyon…

Fikret Göksu;  Maliye konusunda kendini iyi yetiştirmiş ve işinden uzman olarak İstanbul’da sayılı Yeminli Mali Müşavirler arasında yerini almıştı. O artık serbest piyasada Devlet adına, Türkiye’nin her iline gidip firma ve kurumları denetliyor, teftişlerde bulunuyor ve raporlar hazırlıyordu. Kısacası Fikret Allah’ın “Yürü Kulum” fıtratı ile yoluna devam ediyordu. Onun için hayat kararlılıkla, özgüven içinde doğru yerde ve doğru zamanda işini yaparak yarattığı vizyonla yoluna devam ediyordu.

Fikret Bey ve onun gibileri için;  Hayatta başarılı olmanın temel koşullarından biri de vizyona sahip olmaktır. Bu vizyonu yaratan temel kavramların içinde, kendisine göre hayalleri, fikirleri, yaratıcı yetenekleri ve yenilik getirici becerileri olan kişiler olarak, bu yeteneklerine uygun kanalları açabilmekle ancak vizyonla sahibi olabilirler” Diye düşünürler.

Fikret İçin İnanmak çok önemliydi

Onun için İnanç ve amaç hayatın itici gücünü oluşturur. Sağlam bir inanç ile yılmaz bir amacın elinden hiçbir şey kurtulmaz. Sesiz inancın her gün talim edilmesiyle düşünce enerjileri bir araya toplanır ve sesiz amaçların her geçen gün güçlendirilmesiyle de bu enerjiler hedefine başarıyla yönlendirilirler. İnançsız ve kendi üzerinde hâkimiyeti olmayan bir insan başına gelenlere de gereğince hükmedemez ve oluşan koşulların kölesi haline gelir. Fikret her zaman başladığı işin hâkimiyetini elinden tutarak işe koyuldu, bu da onun işte başarılı olmasını sağladı.

Fikret Bey;  1990 yılında, tanıştığı Alev Hanımla yollarını birleştirdi. Bu evliliklerinden Onur ve Özge adında iki çocuğu oldu. Fikret,  aynı zaman da çok iyi bir aile reisi olmakla beraber, çok iyi de bir babada oldu. O, çocukların yetiştirilmesine öncülük edebilecek tüm çalışmalarda bulundu.

Fikret Göksu Büyük oynuyor.” O artık iş adamı”

Göksu Ailesinden,  ilk Aile Şirketi kuruluyor.

Fikret Göksu öncülüğünden, Süt Ürünleri Kompleksi başında Fikret Göksu olmak üzere, Nihat, Suat  ve diğer kardeşleri ile birlikte kurdular. Onlar; bu yatırımlarıyla, birlikte öz güven ve fedakârlık gerektiren bir işe imza attılar.  Böyle aileler, birbirleriyle olan bağlarının tam anlamı ile güvene dayalı olması,  sevgi ve saygının ne kadar önem taşıdığının birer örnekleridirler.

Bu işi kurmak nerden aklınıza geldi?

Fikret Göksu;2011 yılında hiç düşünmediğim halde küçük kardeşimin orada askerliğini yapması ve talebi nedeniyle Edirne Keşan’da süt ürünleri imalatı yapan bir şirket kurduk, anlayacağın mandıra işi. Yüz sene düşünsem aklıma gelmezdi. Keşan’da ve hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığımız, anlamadığımız bir iş. Ben kadere inanırım yaşanan hiçbir şey tesadüfi değildir. Başlarda 3 ortakla başladık işe ama daha sonra bu ortaklar ayrıldı, şirkette tek başımıza kaldık.  Bu bizi düşündürmeye başlattı. Silkindik ama yıkılmadık ve hemen toparlanmaya başladık dört elle işe sarıldık ve yolumuza devam ettik. Gideceğimiz yol çok zor ve meşakkatli bir yoldu. Ama kararlıydık. Öyle hemen yatırım yapayım da para kazanayım yoktu. Çok uzun ve zorlu bir yolculuk, bunaldığım, nerden girdim bu işe dediğim çok zamanlar oldu. Ya başaracağız, ya başaracağız. Başka seçeneğimiz yoktu. Bir de tabi bu mücadelede beni ayakta tutan nedenlerden biri de kardeşlerimin çabası oldu. Sağ olsunlar onlar da ellerinden geleni yapıyorlardı. Hepimiz buna odaklandık, inandık. Tabii onlar da zaman zaman bunalıyor ancak motive etmeye çalışıyordum ve beni dinliyorlardı. Ve onlara hayatta karşılaştığım zorluklardan bahsediyordum ve her şeyin bir bedelinin olduğunu ve yaşanan her sıkıntıdan bir ders çıkarılması gerektiğini söylüyordum. Ve böylelikle işimize konsantre olduk ve başardık

Annelerin Adlarını yaşatmak için Şirketin adını “ŞİRİNŞAH” koyduklarını anlatan Göksu;  “Hayatımıza her yönü ile öncülük eden annemizin adını şirkete vermemiz bizim için en önemli karar oldu. Bu vesile ile onu da yaşatmaya çalışıyoruz. Amacımız;  iyi bir marka yaratmak,  bunu yaratmak için de sürekli teknolojik gelişmeleri takip eden, sağlıklı, natürel ürünler üreten, çizgisinden taviz vermeyen,  başlangıçta yöresel sonra bölgesel bir marka olmaktır. Biliyorsun bizim bölgemizde pek sanayici de yok. Herkes başarıyorsa bizim bölge insanımız niçin başarmasın, bölge insanımız biraz da bu yönüyle anılsın.  Şuna inanıyorum; insan yılmadan çalışır, her türlü zorluğa göğüs gerer ve elinde olmayan konjonktürel şartlar da el verirse üstesinden gelinemeyecek hiçbir şey yoktur. Tabi yukarıda belirttiğim gibi çok zorlu bir yolculuk, büyük bir sabır ve mücadele ister.  “    Dedi.

Önemli Kararların Hayatta ki Önemi;

Göksu aileleri gibi ailelerde hayat; hayatın kendilerine sunduğu seçenekleri kazanım mı veya kayıp mı çok iyi bilirler. Kararlarını verme noktasında, kazandıkları tecrübeleriyle birlikte bilinçli hareket ederler. Onlardaki kişi karakteri; içsel ve dışsal etkenlerden gelebilecek kazanım ve kayıplara açık bir kapı olarak baş dokumacı görevini taşır.  Bu dokumanın birer parçaları olarak hayatın anlamını kazanmaları da bu olguda yatar. Ve bu tür insanların düşüncelerinden her zaman, “ İnsanoğlunun yükselmesinden, alçalmasına kadar, kendince aldıkları kararlarla ölçülür”  diye düşünürler. İşte böyle düşünen insanların aldıkları kararlar onlar için, hem sorunların, hem de inanılmaz sevinçlerle fırsatların kaynağı olabilmektedir. Görünmeyeni görünür kılma sürecinin kıvılcımı da bu güçte yatar. Gerçek kararlar da, her zaman rüyalarını gerçeğe dönüştüren araçlar olduğu gerçeği vardır. Bu gücün en heyecan verici yanı ise insanın içinde oluşudur. İşte Fikret Göksu ve ailesinin kurdukları iş alanlarının tümü de bu gerçek kararlar sonucu doğmuştur.

Onlar için ; “Hayatta muvaffak olanlar her zaman çok çalışanlar değildir”. İlerleme kaydetme de gösterilen çaba kadar yol da önemlidir. İleriye gitmek için insanoğlu dalga ile birlikte yüzmelidir. Doğal güçlerle uyum sağlayan insanlar refaha erer ve başarı kazanırlar. Çünkü bu insanlar güçleriyle birlikte, akıntıya karşı kullandıkları çapa ile hızlı ve daha ileriye gidebilirler. Göksu ailesinden Fikret Bey hayatın her adımında böyle hareket ederek bu günlere geldi.

Fikret Göksu’nun yaşam felsefesinden “Adalet Terazisi” her zaman hayatından yerini en sağlam şekilde almıştı. Bunu uygularken, aile yaşamından, sosyal ve iş yaşamına kadar bu ilke den ödün vermedi. Çünkü dengenin her zaman bu tür yaşamlarda öneminin çok büyük olduğunu büyüklerinden görmüştü. Bu tür dengelerin bozulması halinde kazanımlardan çok kayıplarının verilebileceğini düşünerek hareket ediyordu.

Onun hayatından laf üretmek yoktu,  İş üretme ve yeni yeni projelerle yol almak vardı. O kendi bulunduğu alanda bir uzmandı.  İşini severek yaptığı için, yükselme basamaklarından hızlı yükseliyordu. Dürüstlüğü, çalışkanlığı ve disiplinli oluşu başarısına katkı sunuyordu. Hayatın kendisine sunduğu bu başarıdan asla böbürlenmedi, ululuk taslamadı. Ailesinden aldığı Ahlaki terbiyesiyle yoluna devam etti.  Kardeşleri için baba gibi, abi ve çok iyi bir dosttu. Sert mizaca sahip görünmüş olsa bile, yüreği ve duygularına yenik düşebilecek bir kişiliğe sahipti.  Fikret, İnceliği, tevazuu elden bırakmayan büyüklerine saygılı, küçüklerine sevgi ile yaklaşan çok iyi bir insan olmakla beraber çok ta iyi bir dosttur.

SONUÇ; Fikret Göksu’yu başarıya sevk eden etkenler, cesareti ve kararlılığı, sevgi ve samimiyeti, hırslanma duygusu, başarı hissi ve kazanma tutkusu ve kendine güvenme ve kontrol duygusu ile yola çıkarak bu başarılara ulaştı. “Başarıda ki sürat, istediğin kadardır, bunu uygulayacak kişi başarıyı elinde bulur”.

Önemli Not :  Fikret Göksu hakkındaki  düşüncelerimi daha sonra bu yazının altına yorum olarak yazacağım.

Yorum Yaz - Yorumlar
mehmet kaya 19.03.2015 11:25
Değerli Burhan bey Göksu kardeşlerin kurmuş oldukları sektör zor bir Sektör ve iş dir Dikat ister Fakat ben Fikret beyin ve diğer kardeşlerin her zaman Azimli oldukları için başaracaklarını inanırım Bende Göksu kardeşlere bu yolda başarılar dilerim
c.usanmaz 17.03.2015 22:36
Tarım,risk ve belirsizliğin en fazla olduğu bir sektördür. Bu alanda başarılı olmak diğer sektörlere göre daha zordur. Göksü kardeşlerin bu zor alanda başarı göstermelerini kutluyorum. Üstelik çalışma alanı, bu işin profesyonelce yapıldığı ve çok sayıda rakip firmanın olduğu Trakya bölgesinde olması ayrı bir mücadele. Süt ve süt ürünleri üretimini yapan bu girişimci hemşehrililerime başarı dilerim. Gıda sektöründeki bu yolda hayırlı kazançlar dileğiyle selamlarımı sunuyorum.
Toplam 2 yorum yapılmıştır.
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR



Hınıs'ın çehresini değiştiren sebepler hangisidir?

45.9%

21.4%

17.5%

9.5%

5.7%


Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)