-


Aşkale'de varlıktan yokluğa düşenler


Bu haber 21.12.2017 22:20 eklenmiş ve 320 kez görüntülenmiştir.
Erdal GÜZEL

Kurtuluş Savaşını kazanıp , 29 Ekim 1923 yılında cumhuriyeti ilan eden ve 24 Temmuz 1923 yılında Lozan Barış Anlaşması'nı imzalayıp, dünya sahnesine çıkan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti "Yurtta sulh, cihan da sulh" demiş, hedefini her alanda kalkınmaya ve gelişmeye yöneltmişti.
Az  zamanda büyük işler başaran Türkiye Cumhuriyeti, bir taraftan imparatorluktan sırtına yüklenen duyun-i umumiye borçlarını öderken, diğer taraftan Anadolu da kalkınma hamleleri başlatmış, eğitimden- ulaşıma, sağlıktan- tarıma, muasır devletlere yetişmenin gayreti içine girmişti.
Genç cumhuriyetin bu heyecanı ,1929 dünya ekonomik krizi ile biraz etkilenmiş olsa da, inanmış kadrolar,  azimle yeni projeleri hayata geçirmekten geri durmamışlar, her türlü zor şartlara rağmen hız kesmeden yollarına devam etmişlerdir.

Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, üstün bir strateji ve diplomasi uygulayarak Hatay'ın ülke sınırları içine katılmasının alt yapısını oluşturmuş ,engin dehası ile dünyanın yakın zamanda yeni bir savaşın içerisine girebileceğini etrafına duyurmuştu.

Büyük önder, böyle bir durumda  devletlerle yapılmış  olan anlaşmaları güçlendirmek , ekonomiyi geliştirmek, tarafsız kalmak ve barış içinde olmak gibi önemli tavsiyelerde bulunmuştu.
 Atatürk'ün 10 Kasım 1938 yılında hayata gözlerini yummasından sonra, savaş çığlıkları dünyada duyulur olmuş ve 1939 yılında İkinci Dünya Savaşı başlamıştı.
18 milyon nüfusa sahip , her türlü silah, araç ve gereçten yoksun olan Türkiye Cumhuriyeti  için tehlike kapıya kadar gelmiş, Türk'ün son kalesi emperyalist güçler tarafından ateş çemberinin içine doğru çekilmek istenmişti.
170 000 bin askere ve 131 savaş uçağına sahip, deniz gücü olmayan, günün teknolojisine uygun silahı bulunmayan ,enerji üretimi yok denecek kadar az olan fukara bir ülkenin, dünya devleri arasındaki bu savaşa girmesi onun yok olması demekti.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve devleti yönetenler tarafsız bir politikanın izlenmesini karar altına alırken, her türlü tehlikeye karşıda ülkenin savunması için tedbirler almaya başlamışlardı.
İşte bu aşamada ,karşılaşması muhtemel bir savaş için  savunma harcamaları artırılmış,1000 000  genç askere alınmış, haliyle evdeki hesap çarşıya uymamış,  1939 yılında 390 milyon TL olan harcamalar, 1942 yılında 900 milyon TL ye çıkmıştır. Manzara bu olunca  mevcut bütçe açık vermeye başlamış ve hazineye gelir getirebilecek arayışlar içine girilmiştir.
 Savaşın  dünyayı sardığı bu dönemde, devlet; askeri harcamalara   kaynak bulmak ve  fiyat artışları, karaborsa, stokçuluk tefecilikle de mücadele etmek zorunda kalmıştı. 
İşte bu şartlar doğrultusunda bütçeye finans sağlamak için Osmanlı döneminden beri uygulamakta olan "Yol Vergisi" iki kat artırılmış, Milli Koruma Kanunu  (1940) ve çok tartışılan Varlık Vergisi Kanunu (1942)  yürürlüğe konmuştur.
Olağan üstü bir dönemde çıkarılan bu kanunlara günümüz penceresinden bakıldığında, demokrasi ve hukuk kavramlarıyla örtüşmeyen çok yönlerinin olduğunu söylemek mümkündür.
1942-1943 yılları arasında uygulanan  "Varlık Vergisi Kanunu " yerli vatandaşlara olduğu gibi  gayrimüslim (Run,Ermeni;Yahudi) vatandaşlara da ağır bir külfet getirmiş ve  bir takım trajik olayların yaşanmasına sebep olmuştur.
Yalnız şunu da unutmamak gerekir ki 65 milyon insanın öldüğü bu savaşa girmeyen Türkiye,  kendi vatandaşlarını koruduğu gibi savaştan kaçıp, toprağına sığınan  gayrimüslimlere de kucak açmış, onların can, mal, ve ırzlarını korumuştur.
Bilindiği üzere imparatorluğu kurtarmak için cepheden cepheye koşan Türk insanı, ticari hayatla hiç uğraşmamış, bu boşluğu ülkedeki azınlıklar değerlendirmişlerdir. Bu yüzden dolayıdır ki  bu kesim olağan üstü servetlere sahip olmuşlardır.
11.11.1942 yılın da kabul edilen Varlık Vergisi'yle harp zamanında aşırı  servet sahibi olanlar Müslüman(M),Dönme(D),
Gayrimüslim(G), ve Ecnebi (E) olarak dört gruba ayırılmış, mal varlıkları bu şablon üzerinde tespit edilmiştir.
Kurulan komisyonlara aşırı yetkiler verilmesi, yargı yolunun açık olmaması ,yükümlülerin 15 gün gibi kısa bir zamanda borçlarını ödemesi, kanunun en çok eleştirilen kısımlarıdır.
Bu  kanuna göre , haklarında vergi çıkarılan mükelleflerden  ilan tarihinden itibaren bir ay içerisinde borçlarını ödeyemeyenler bedeni kabiliyetlerine göre, genel veya belediye hizmetlerinde çalıştırılacak, bedenen çalışan  mükelleflerin günlük yevmiyelerinin yarısı da borçlarına sayılacaktı.
Komisyonların  varlık üzerinden tespit ettikleri rakamlar açıklanınca, bir gün önce  görkemli bir yaşam içinde olanlar büyük bir hayal kırıklığına uğramışlar, kimi elinde avucun da ne varsa paraya çevirip borcunu ödeyebilmiş, kimi ise salınan vergileri ödeyecek gücü bulamadığından,  bedenen çalışmak için Aşkale yolcusu olmuştur.
Hanlar, iş yerleri, yalılar, fabrikalar, imalathaneler, eşyalar, ne varsa haraç mezat satılığa çıkarılmış, mallar değerinin çok altında alıcı bulmuş, özetle birileri mal varlıklarını kaybederken, birileri de kelepir fiyatlarla servet sahibi olmuşlardır. Bu durum ileride Varlık Vergisi için ekonomiyi Türkleştirme operasyonu olarak yorumlanmıştır.
 Borcunu ödemeyen gayrimüslimlerin zorunlu çalışacakları yer ilk önce Aşkale daha sonra Erzurum ve Sivrihisar olarak belirlenmiştir.
Vergisi 50 000 TL ve  üzeri olanlarla, vergisinin %30 'unu ödemeyenler,  ilk önce İstanbul ,Sirkeci  ve Moda da bulunan toplama  kamplarına alınmışlardır. 
DEVAM EDECEK?.
Yazara ait son 10 makalele
Aşkale'de varlıktan yokluğa düşenler-2
Erzurum Kalkınma Vakfı (Er-Vak) ve Allahuekber Şehitleri
Aşkale'de varlıktan yokluğa düşenler
Akıl Rafa Kalkınca
Yorum Yaz - Yorumlar
Toplam 0 yorum yapılmıştır.
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR



Hınıs'ın çehresini değiştiren sebepler hangisidir?

45.6%

19.8%

15.9%

8.9%

9.7%


Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)