-


Sağlık Sektörü Nereye Koşuyor?

Bilindiği gibi 2000 li yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de sağlık sektöründe baş döndürücü gelişmeler oldu.
Bu haber 09.02.2018 12:41 eklenmiş ve 253 kez görüntülenmiştir.

Bilindiği gibi 2000 li yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de sağlık sektöründe baş döndürücü gelişmeler oldu. Ama gelişmiş batı ülkelerinde bilhassa AB ülkelerinde buna paralel ve eşzamanlı olarak bu sektörde bir otokontrol mekanizması da oluştu. Bu anlamda hasta haklarında sözde değil özde birtakım somut denebilecek gelişmeler oldu. Ülkemizde ise hasta hakları kavramı ; acilde doktor dövmek,servislerde hemşirelere sövmek,yoğun bakım önünde cam çerçeve kırmak , yada hakkı olmayanı talep etmek ,doktorları babasının kölesi gibi algılandı. Daha doğrusu vatandaş bu şekilde algılamaya yönlendirildi. Bu işin altında yatan gerçek ise siyasi rant sağlama arzusu idi. Sağlıktan sağlanan popülizme dayalı bu siyasi rant sayesinde Türkiye’nin siyasi deseninde kolay kolay eski haline gelme ihtimali olmayan değişiklikler oldu. Eski siyasiler de uyanıklık ederek kendi hanelerine bir şeyleryazdırabilme hevesi ile bu popülist ve ucuz tavırları daha da körüklemeyi yeğlediler. Yanlış veya doğru ama netice olarak sağlık sektörü kamuoyunda şöyle bir izlenim bıraktı:

Sağlık sektörünün kamuoyunda bıraktığı izlenim
Sağlık sisteminin merkezinde olması gereken hekimler bir kenara itilerek patronların emrini yerine getirmesi gereken yevmiyeli işçiler haline getirildiler. Endikasyon kavramını göz ardı edip patronuna arzu ettiği parayı kazandırmayan hekimlere iş bile verilmedi. İş verilenler ise kısa sürede işinden kovuldu. Merkeze ise büyük sermaye ve sağlık oligarşisi diyebileceğimiz bürokrasi yan yana oturdu. Hatta bu iki unsur arasında yatay geçişler yaşandı. Sermayeden bürokrasiye, bürokrasiden de sermayeye danışmanlar ve akıl hocası yöneticiler transfer oldu. Sektör gittikçe semirdi ve akıl almaz boyutlarda büyüdü.Tabi bu büyüme kendiliğinden olmadı .SGK kaynakları her yıl neredeyse katlanarak artan bir şekilde sisteme pompalandı. Amaçlanan reel bir sağlık hizmeti vermek değildi. Amaç sağlık hizmetine vatandaşın gözünü gönlünü doyurmaktı ve bunda başarılı olundu. Vatandaşın gözü gönlü sağlık hizmetine doydu ama kişilerin sağlığında o derece bir düzelme olmadı. Çünkü bu sistemde hedef kitle gerçekten hasta olanlar değil daha çok para demek olan sağlam insanlardı. Sapa sağlam olan insanlar bir meyve ağacı gibi silkelendikçe silkelendi. Çünkü bunların hem hizmet maliyeti düşük, hem de hasta olanlara göre sayıları yüzlerce kat daha büyük bir kitle idi. Bu da daha büyük bir para demekti. Gerçek hasta olan insanlar ise genelde, oradan oraya sevk edilen sektörün pek sevmediği bir kitle pozisyonuna düştü. Çünkü bu kitle ,harcanan emek ve çabaların karşılığında büyük paralar kazandırmıyordu. Ama vatandaş, aslında silkelenenin hem kendisinin hem de çocuklarının geleceği olan sosyal güvenlik sistemi olduğunun farkında bile değildi. Vatandaş bu sisteme alet olarak sadece sosyal güvenliğinin geleceğini tahrip etmekle kalmıyor, böylelikle aslında var olan kendi sağlığını da kaybediyordu. Gereksiz yere alınan ilaçlar, gereksiz yere vücuda konulan protezler, implantlar, endikasyonsuz ve gereksiz ameliyatlar ile bozulan vucut bütünlüğü nedeni ile toplum gelecek için tam bir hazakatzede adayı oldu. Hani üstat neyzen Tevfik demişti ya; “bir hazakatzedeyim midemi tıp tepti benim, kırk katır tepse yıkılmazdı bu muhkem bedenim”. Tıp bugün tepiyor, ama acısı yıllar sonra çıkacak .Ama iş işten geçmiş olacaktır. Bundan da öte; aslında yeterli olmasına rağmen rölatif olarak hekim açığı varmış havası yaratıldı. Çünkü ne kadar çok doktor, o kadar çok tıbbi işlem ,ve o kadar çok kaynağın SGK dan sistemi eline geçiren sermayeye aktarılması demekti.

Tıp hukuku profesyonelleri ve otokontrol
Peki durum böyle ise; sermaye yükünü tuttuğu ile, vatandaş ise hem sağlığını kaybettiği ile, hem de sosyal güvenliğini kendi eliyle sarstığı ile mi kalmalı? İşte bu noktada medeni batı ülkelerinde; sektörde “otokontrol” için bağımsız çalışan “tıp hukuku profesyonelleri” devreye girmiştir. Tıp hukuku; insanlığın tarih boyunca yaşam hakkına dair elde ettiği haklar manzumesinin bir ürünü olan sağlık hukukunun bir alt şubesidir. Tıp hukuku profesyonelleri tıp+hukuk yada hukuk+tıp altyapısı olması gereken meslek erbaplarıdır. Verdikleri hizmetler ise, tıbbi müdahalelerin gerek hukuka uygunluk gerekse tıp bilimi ve tekniğine uygunluk açısından bir hata olup olmadığı yönünde hastalara yada hastanın avukatına verilen medikolegal konsültasyon (danışmanlık)hizmetleri olarak bilinir. Gelişmiş batı ülkelerinde” meslekte otokontrol” için elzem olan bu unsurlar daha baştan sistemin içine değil ama sisteme paralel ve bağımsız bir fren sistemi olarak düşünülmüşken bizim ülkemizde ise akıl edilebilmiş değildir. Adeta “kol kırılır yen içinde kalır” felsefesi ile gün bu gündür deyip çeşme akarken herkes kendi kovasını doldurma yarışına girmiştir.

Sistemin mimarları esas hatayı nerede yaptı?
Aslında hata; sistemin kendisinden ziyade sistemi istismar eden unsurlara adeta bir firen etkisi yapacak olan bağımsız çalışacak “mediko legal otokontrol” sisteminin daha baştan ve eşgüdümlü olarak devreye sokulmamasındadır. Nihayet yaklaşık 12 yıllık bir gecikme ile de olsa hukuk çevrelerinin ve hasta hakları aktivistlerinin de talebi doğrultusunda bazı üniversiteler bu konuya el attılar. Başta Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi olmak üzere bu konuya öncülük ettiler. Burada “Tıp Hukuku” yüksek lisans eğitimini Türkiye de bir ilk olarak başlattılar. Hekim ve hukukçu kökenli çok yoğun talep oldu. 2012 yılında eğitime başlayanlar arasından ilk defa bu yıl mezun vermeye başlandı. Yoğun talebi nihayet fark eden diğer üniversitelerde “Tıp Hukuku “yüksek lisans öğrencisi almaya başladılar. Bu gidişle önümüzdeki yıllarda Türkiye de yetişmiş tıp hukuku profesyonellerinin sayısı binler ile ifade edilecektir. Bundan böyle kaynaklar gelişi güzel yağmalanamayacak, sırf para için insanların sağlığı ile oynanamayacaktır.

Otokontrol sistemindeki gecikmenin gelecekteki muhtemel sancıları
Ama medikolegal konsültasyona dayalı bu otokontrol siteminin devreye geç girmesinin önümüzdeki yıllarda bir takım sancıları yaşanacaktır. Çünkü, sektör işe adeta bodoslama dalmıştır. SGK kaynaklarını yağma hasanın böreği zan edenler olmuş ise, endikasyonsuz yani gereksiz yere ameliyat ve müdahaleler le insanların vücut bütünlüğü bozulmuş ise; bugün itibarı ile 10 yıl geriye dönük olarak yargı önünde bunların hesabı görülmeye başlanacaktır. Önümüzdeki yıllarda, gittikçe katlanacak bir şekilde “ medikolegal konsültasyon” hizmeti alma imkanına kavuşacak olan vatandaşın ve avukatların geçmişe dönük olarak zarar gören hastalar adına açacakları tazminatların boyutunu şimdiden tahmin etmek bile ürkütücü görünüyor. Hastaların alacakları geçmişe dönük bu tazminatlar nedeni ile yoksul duruma düşebilecek hekimleri, öz varlıklarını bile kaybederek batabilecek hastaneleri düşünmek bile istemiyorum. Sitemin mimarları keşke bu “otokontrol” sistemini baştan devreye soksalardı da ,bu korkulu rüyalar yaşanmasa idi. Çünkü hekimlik mesleğinin ve sağlık kuruluşlarının zarar görmesi ve hekimlerin ürkütülmesi ,korkutulması ,küstürülmesi neticede tüm toplumun ve insanlığın zararınadır. Önümüzdeki yıllar sağlık sektörünün nereye koştuğunu gösterecek diye düşünüyorum. Herkesin attığı her adıma dikkat etmesinin en hayırlı yol olacağı düşüncesi ile haydi hayırlısı…

Nöroşirürjien Op.Dr. Fikri Yetgin
Medikolegal Konsültan / Tıp Hukuku Uzmanı

Yorum Yaz - Yorumlar
Toplam 0 yorum yapılmıştır.
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR



Hınıs'ın çehresini değiştiren sebepler hangisidir?

45.6%

19.7%

15.7%

9.4%

9.6%


Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)