-


BİR HÜZÜN HİKAYESİ KAZANCI BEDİH YOLUK


Bu haber 30.03.2010 20:23:32 eklenmiş ve 5187 kez görüntülenmiştir.

Öyle ser-mestim ki idrâk etmezem dünyâ ne dür
Men kimem sâkî olan kimdür mey û sahbâ nedür   


Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür

Vasıldan çün aşık-ı müstâğni eyler bir visal
Aşıka maşukdan her dem bu istiğnâ nedür

Hikmet-i dünyâ vü mâfiha bilen arif degül
Arif oldur bilmeye dünyâ vü mâfiha nedür

Ah u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür

    

 FUZULİ

 

            Böyle başlardı sevgili Kazancı Bedihi Yoluk. Onun bu mütevazi sesi bir duygu seline dönüşürdü kimi zaman.Eskimiş sevdaları bir daha depreştirircesine içimizdeki saklı isyanı kimi özlemi kimi hasreti göz yaşları ile son bulurdu.Sesinin ve yorumundaki derinlik mütevazi duruşu ile bir asrın temsilcisi olarak sanatın icraatında öte sanatın terbiyesi ile aşina kardı.

    Halk edebiyatının ender sanatçılarından biri olan Kazancı Bedih Yoluk her ne kadar hak etiği ilgiyi görmese de bu durum karşısında hiçbir zaman içerlenmezdi

Gazel ve şiirleri ile mutlu  mütevazi bir hayat sürerdi Urfa’nın yüksek duvarları ve sarmaşıklı sokaklarında.Ne acıdır ki günümüzde sanatı gerçek anlamda icra eden sanatçılarımıza ne kadar yabancılaştığımız  gerçeği hep sonralarda kaldı.

    Nesli tükenir korkusuyla bir,bir kaybettiğimiz bu çınarlar derin,derin içerlenmeden ileriye gitmiyor kimsede yerini doldurmuyor.

     Kazancı Bedih Yoluk gibi bu hayatın sırrını çözmüş dünyanın malı ve varından uzak bir insan olmanın en iyi şeklinin örnek emsallerindendir.

    Kendine has uslu buyla gazel okuyuşunda farklı bir haz alırdı insanlar yüzündeki tebessüm ile birleşen yüz hatlarındaki kalın çizgiler tarihin en saygın çağını içinde yaşayan bir üstattı.

    Şanı şöhretten uzak mütevazi bir yaşam benimseyen Kazancı Bedih Yoluk ömrünün en yorgun yıllarında tanınmaya başlanmıştır yoz içi boş sahnelerdeki durumu en irdeleyen üstatlardandır.

    Bu durum karşısında şan ve şöhretti oracıkta bırakıp kazancılık mesleğini tercih edip insanlığa ilk dersi veren üstatlardandır.Özellikle gazel okumadaki üstün kabiliyeti,sesinin yanıklığı ve babacan yüzüyle türküler yaşadıkça var olacaktır

.   Kazancı bedih benim için asma yapraklarını üzüm kokularını bağları bahçeleri yitirip gittiğim çocukluğumu babamın dilinden dökülen gazelleri çağrıştırıyor kendisine derin bir saygı besliyorum kadrin ve kıymetin az bilindiği ülkemizde   hepimiz için büyük bir kayıp olsa gerek hayatı ve yaşamı ile ilgili en güzel yazıyı sadece DR Ali Fuat Bılkan ın aksiyon dergisinde taktir etiğimiz bir usulde Kazancı Bedih anlatıyor ve bu makaleyi de siz Hınıslı hemşerilerimle paylaşıyorum Kazancı Bedihe ve eşine  Allahtan rahmet diler yeri cenet toprakları bol olsun

  

 Sevgilerimle   MÜMTAZ TARĞAY

 

 

 

 

 

 

DR. ALI FUAT BILKAN

 

 

 

    Gam-ı aşkınla ahvâlim perîşan oldu gittikçe..."
    Henüz küçük bir çocuktum. Okul dönüşlerinde Filiz Çayevi"nin önünden geçerken beni heyecanlandıran şiirleri, gazelleri ilk olarak o zaman tanıdım. Kıraathaneye giremediğim için kapıda uzun uzun bekler ve asırlar öncesinin seslerini taşıyan o nağmeleri içime çekerdim.

    O içli tambur sesiyle mis gibi kokan çayın ahengini sürekli içimde taşıdım..Urfa"da ikindi ezanı serinletici ve huzur verici bir gölge gibi uzayıp giderdi. Kazancı Bedih, Zeynel Abidin cümbüşünün esrarlı tellerine dokunurdu ve içimdeki âlemin sırlı kapıları bir bir açılırdı:

Ziyâ-yı şu"le-i hüsnün füzûn oldukça âlemde
Nice âşüfte diller mest ü hayran oldu gittikçe

   Urfa"nın hani bir türküde, "daracık sokakta yâre kavuştum; yâr aşağı ben yukarı savuştum" diye tasvir edilen o daracık sokaklarında hep aynı müzik ve aynı âhenk yaşanırdı. Oturduğumuz ev Nâbî"nin mahallesine yakındı. Kazancı Bedih de o mahallede yaşadı ve hayata gözlerini orada kapadı. Onu ve gazelhan Urfalı sanatçıların kasetlerini hiç anlamadan nasıl ve niçin dinlediğimizi hâlâ çözemedim.

   Belki de müziğin kendine has diliydi bizi cezbeden. Sanki genlerimizde atalarımızdan kalan bir zevk ve kabulleniş hissi vardı. Belki de söylenen o sırlı kelimeleri anlamlı kılan da oydu. Ruhumuz bu müziği, bu nağmeleri bir yerlerden tanıyordu. Daha 1970"li yıllarda dinlediğim;

Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünya nedir
Men kimem sâkî olan kimdir mey ü sahbâ nedir

Beyitiyle başlayan ve Leylâ ile Mecnûn"dan alınan şiirin, bir gün Türkoloji tahsilinde imtihan sorusu olarak karşıma çıkacağını nereden bilebilirdim. Dedim ya daha küçücük bir çocuktum ve karşıma bir anlamlar deryası çıkmıştı. Hele;

Tenhâ gecelerde beni eyler müteselli
Baykuş sesini bülbül-i şeydâya değişmem

Beyiti, âdeta bir Sebk-i Hindî üslubuyla, yerleşmiş kalıpları alaşağı ediyordu. Baykuşu bülbüle tercih eden bu anlayışı, Sebk-i Hindî hakkında çalışırken yeniden keşfettim.
Eski Urfa"da, bugünkü Ulucami"nin hemen arkasındaki mahallede yaşardık. Evler büyük eyvanlı ve serin mahzenli idi. Evlerin avlusuna "hayat" denirdi. Herkesin hayatı kendine idi ve hayatlarımız yüksek taş duvarlarla çevrili idi. Ama o yüksek duvarları aşıp sokağa taşan iki şey vardı: Sarmaşıklar ve gazeller...
    O yıllarda en çok Tenekeci Mahmut, Mükim Tahir ve Kazancı Bedih"in isimlerini duyardık... Poplar, arabeskler, yoz müzikler rağbet görmezdi. Dedim ya hayatlarımız yüksek taş duvarların arkasında yoksul, gururlu ve derin bir sessizlikte sürer giderdi. Aradan yıllar geçti. Hemşehrim Nâbî üzerinde doktora çalışması yapmak nasip olunca, biraz da o eski sesi aramak için kalkıp Urfa"ya gittim. Dar sokaklar, Filiz Çayevi, Bakırcılar Çarşısı ve Tütün Pazarı yerli yerindeydi. O zamanlar Halk Kütüphanesi"nde görev yapan değerli dostum Osman Güzelgöz"ün rahmetli pederi Tenekeci Mahmut"la görüşmek nasip oldu. Tenekeci Mahmut"la Nâbî hakkında hoş bir sohbetimiz oldu. Kazancı Bedih de Tenekeci Mahmut"un talebesi idi. Bu teneke, kazan lakapları beni alıp tâ Mevlânâ"nın Bakırcılar (veya Sahaflar) Çarşısındaki âhenge götürdü... Mevlânâ da herkesin gürültülü zannettiği bir mekânda "sonsuz bir âhengi" yakalamamış mıydı!... Belki de Kazancı Bedih"in şöhreti yakaladığı yerde, hayatının son yıllarında yeniden kazancılık mesleğine dönmeye karar vermesinin de bir anlamı vardı. Âhenk buradaydı ve o sonsuz âhengi bir kez yakalayan bir daha ondan kopamazdı. Kimbilir, belki de Bedih"in "Gül ruhlarını gonca-i zîbâya değişmem" mısralarından duyduğu zevk de o iklime aitti. Ümmî bir Anadolu sanatçısının eski zaman nağmelerini bu denli ustalıkla sergilemesi, elbette Kerkük-Urfa hattının zengin kültür ve sanat geleneğiyle de alakalıdır. Nitekim Urfa"da daha ziyade Nesimî, Fuzûlî, Nâbî gibi, bu kültür kuşağında yetişen şairlere ait gazeller okunmaktadır. Urfa"da müziğin ve klâsik Osmanlı kültürünün bu denli yoğun ve kesintisiz yaşamasında, elbette ki sıra geceleri, bağ yatıları, esvap geceleri ve daha nice vesileyle bir araya gelmenin ve "cemiyetle" birlikte yaşamanın da rolü büyüktür.
     Kazancı Bedih, 1929 yılında Şanlıurfa"nın Hekimdede Mahallesi"nde doğmuştu. Çocukluğumda o semtteki Hekimdede Türbesi"ni, bunaltıcı bir kalabalığın özellikle cuma geceleri ziyaret edip duâ ve niyazda bulundukları bir yer olarak hatırlıyorum. Hz. İbrahim"in doğduğu mağarayı, Hz. Eyüb"ün çile çektiği daracık yeri, Balıklıgöl"ü, Harran"ı ve Urfa"daki pek çok esrarlı mekânı, şiir ve hoyratla bir araya getirince ne kadar büyülü ve zengin bir masalda yaşadığımı şimdilerde daha iyi anlıyorum. Bakırcılıkla uğraşırken bir nevi ritm ve âhenk eğitimi alan Bedih, "Halepli Bahçe"de uzun yaz gecelerini hoyratlarla karşılar. Bu arada ders aldığı hocası Tenekeci Mahmud"un üslubunu kısa sürede kapan ve kendine has yorumuyla yeteneğini ortaya koyan Bedih, sıra gecelerinin aranan ismi oluverir. Memurluk, ticaret ve zor hayat şartlarıyla mücadele sonunda yetmiş yaşında gelen şöhret!...
Nûş etmediğim dehrde peymâne mi kaldı
Devretmediğim meclis-i rindân mı kaldı
Konuk olduğu bir televizyon programıyla ve "Eşkıya" filminde bir gazel okumasıyla bütün Türkiye"nin dikkatini çeken Kazancı Bedih, daha önce çıkardığı onlarca mahalli kasetin aksine, bu kez bütün Türkiye"nin ilgiyle dinlediği daha profesyonelce hazırlanmış kasetlere imza atmıştır. Oğlu A. Naci Yoluk"u da kendi tarzı ve üslubunda yetiştirerek asırlarca yaşamayı başaran bir âhengin devamına vesile olmuştur.
Bir gün büyüdüm. Başka âlemlerden gelen nağmeleri dinlerken "mest ü hayran" olup eski zamanın izlerini aramaya karar verdim. Üniversite yıllarında "Divan şiirinin bize ait olmadığı", "halktan kopuk ve anlaşılmaz bir yüksek zümre edebiyatı olduğu" yolunda görüşlerle karşılaştım. Aydınlar, Anadolu"yla ve halkla aralarına aşılması imkânsız bir duvar örmüşlerdi ve bu yüzden Urfa"da hayatları çeviren yüksek taş duvarların arkasındaki zevkten ve kültürden habersizce yaşıyorlardı. Üniversitedeki yıllarımda, şimdi birçoğu üniversitelerde hoca olan arkadaşlarımla geceleri Filiz Çayevi"nde içemediğim çayları yudumlayıp Kazancı Bedih"in gazellerini dinlerdik. Tabiatıyla Eski Edebiyat notları da gayet iyi gelirdi. Çünkü değerli hocamız Ali Osman Coşkun Bey"in sorularına cevap verirken araya Kazancı Bedih"ten mısralar eklerdik!...

 KAYNAK  AKSİYON DERGİSİ

 

 

    

Yazara ait son 10 makalele
‪Üniversitedeki kavga sandığınızdan büyük!
NEYİ YASAKLIYORUZ.
Büyük Operasyon
SOSYAL ADALET.
DÜNYADA MODERNİZM
ANALİZ
BİR HÜZÜN TÜRKÜSÜ
BİR HÜZÜN HİKAYESİ KAZANCI BEDİH YOLUK
MEMLEKETİMDE 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
SOSYAL ADALET
Yorum Yaz - Yorumlar
kadim 16.05.2010 00:13:49
Sevgili dostum canım kardeşim Müntaz bey bu güzel yazını defalarca okudum bu akşam hüzünlü olduğum için bana daha çok etki yaptı öyle bir hüzünlüyümki sanki ev üstüme çöküyor canım oğlum mışıl mışıl uyurken canımın bir parçası minicik yavrum rahatsızlığından dolayı hatahanede tedavi görüyor onun içinde benim yaşam kaynağım olan canım eşimde ona refakatçılık yaptığı için ev üstüme geliyor sanki bunca sıkıntı yetmiyormuş gibi sanki  dünyada  çok şey görmüşmüşüm birde bu gün doğum günümmüş bu hüzünlü günde kazancılı bedoh hiç aldırış etmeden hayata neşeli bir biçimde gülümsiyerek devam ederken ben  çıldırmışçasına yıkılıyorum ne yapacağımı bilmiyorum ev üstüme yıkılıyor düşünmekten bir yol bulamıyorum  yazını okuyunca azda olsa kendime geldiğimi belirtmek istiyorum tekrardan bu değerli paylaşımın için yüreyine sağlık diyorum
Mahmut Edip Kuğucak 15.05.2010 13:07:19
                   Gönlüne yüreğine sağlık tebrikler.Ne yazıkki sağken kıymetsiz olanlar ölüce değer alıyor.
Burhan KAYA 30.03.2010 13:37:50
Değerli dostum Mümtazcığım ; o kadar güzel ve o kadar anlamlı yazmışsın ki yazını okudukça senin yanında kendimi hissettim. Sen konuşurken hislerinle kendini insanlara yaşatıyorsun...Yolun açık olsun sevgi ve saygı ile kal.
nebil şalış 25.03.2010 14:22:44

değerli mümtaz seni tüm içtenliğimle kutluyorum.her şeyden önce toplumsal duyarlılık bilinnci ile hareket edip.böylesi güzel ve bizi mutlu eden. kazancı bedih'in hayatını anlatan. yazını. keyifle okudum kadim beyinde anlattığı gibi nihat beyle hep bir araya gelmiştik bizim bu baskıcı ve dayatmacı isteğimizi kabullenmen büyük bir enginliktir,İnsanlar acı ve tatlı günlerini, yoksulluğunu, çektiği ıstırapları, ezilmişliğini, isyanını, yiğitliğini  türkülere, uzun havalara dökmüştür. Bu nedenle bizi duygulandıran içimizi kor gibi yakan hemen her türkünün acıklı bir öyküsü vardır.birazcıkta olasa kazancı bedih ile bizi alıp uzaklara memleketimize Kendi içerisinde çok derin manalar bulunduran.yazına zahmet edipte emek ettiğin için  sonsuz teşekürler.

ATAKAN 23.03.2010 19:42:15
Müntaz amca ne güzel anlatmışsın bu konuda bana biraz eğitim verirmisin
kadim 23.03.2010 19:33:56

Sevgili Müntaz kardeşim  iki gün önce ki beraberliğimizde konusu olan kazancılı bedih ;i konuşmuştuk bu konuşmamız sırasında Nebil kardeşimin ve Nihat kardeşimin  sende bunu kaleme alman için istekte bulunmuştuk  sende bizim bu isteğimizi güzel duygularla kaleme  aldığın için yüreyine sağlık  çok güzel bir paylaşım olmuş 

Toplam 6 yorum yapılmıştır.
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR



Hınıs'ın çehresini değiştiren sebepler hangisidir?

46%

21.4%

17.5%

9.6%

5.5%


Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)