-


GÜZEL SÖZ ALTINDIR PASLANMAZ.


Bu haber 31.12.2013 10:26:26 eklenmiş ve 1270 kez görüntülenmiştir.
Alirıza TARGAY

 

GÜZEL SÖZ ALTINDIR PASLANMAZ

 

715 YILLIK ÖĞÜT

 

            Şeyh Edep-Ali’nin Osmanlı’nın kurucusu Osman Beye verdiği öğütler; 700 yıl önce söylenmiş ama bugün bile geçerliliği eskimemiş öğütlerdir. Her liderin bugünde alması gereken öğütler vardır. Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın ama bunları nerede nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin... Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı,  ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen; yeşilken çoraklaşan çöllere dönersin. Açı söz ol, her sözü üstüne olma. Gördün söyleme, bildin söyleme, sevildiğin yere sık sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.

Üç       Kişiye  Acı

Cahiller arasındaki alime,

Zenginken fakir düşene,

Hatırlı iken itibarını kaybedene,

Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğunda mücadelenden korkma.

“Bilesin ki atın iyisine DORU,”

Yiğidin iyisine DELİ derler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR DÜŞÜNELİM***

 

 

            Hiçbir insan doğarken ne kadar yaşayacağını, nasıl bir yaşam süreceğini önceden bilemez. Ve bunu tahmin edemez. Bundan dolayı yaşam süresi bir sınav aşamasıdır. Derslerine ne kadar iyi çalışırsan; hayatını bir o kadar başarılı kılarsın.

            Onun için bugün yaşarken yarın ne olacağımız belli değildir. Bundan dolayı yaşadığımız her güne şükür ederek vicdanen rahat olacak şekilde dolu dolu yaşayın. Şeyh Edep-Ali’nin o zaman Osmanlının başında bulunan Osman Beye: Bir beyliğin başındasın, kuvvetlisin, güçlüsün, ordun vardır, lâkin önemli olan bu gücü kuvveti yerinde ve zamanında kullandığın müddetçe onu koruyabilirsin. Yoksa hiç güvenme bu kudretine. Şeyh Edep-Ali’nin bu öğüdü şimdi gelin bugün ülkeyi yönetenlere daha doğru üst düzey herhangi bir yöneticiye demeye kalkarsanız; size hemen verecekleri kısa cevap: ‘‘aklın var kendine sakla!” derler. İşte en yakın örneği; Adana valimizin son zaman ki çıkışları, her zaman yapacağımız bütün çalışmalarda mevki makamımız ne olursa olsun kendimizi bilerek, o hırsımızı çalışma şevkimizi rüzgara kaptırmayarak, akıl ve mantığımızı kullanarak, nereden bu mevkilere geldiğimizi bilerek kısacası empati yaparak hareket etmeliyiz. Yoksa rüzgarın estiği yöne kendimizi kaptırırsak, rüzgarın yönü de belli değildir. Bir gün savrulur gideriz. Bu yere geldiğimiz belli olmamakla beraber geldiğimiz gibi gideriz.

            İnsanoğlunun iki büyük düşmanı vardır; öfke ve nefistir. Sen ola ki bir iki hususu bir araya getirip aklını hibe edip öfkene yenik düşme. Ona her fırsatta iyilikle cevap ver. Senin her fırsatta verdiğin bu iyi cevabın onu senden biraz daha uzaklaştırır. Bu da seni nefsine hakim kılar. Öfke ile nefis yan yana geldiği zaman, atılan bir ok gibidir. Yaydan çıkarsa geri gelmez. Peki burada ne yapmalıyız? Ve ya Ne yapmamalıyız?

            Eğer bunlara yön verirsek ne olur? İşte size kısa ve öz cevabı; 21.yüzyılın veba hastalığı...

            Stres; sizi her derde götürür. Adı çok küçük görünür ama içten içe sizi kemirir. Bunu tıbben ilacı yok. Tek ilacı; insanın beynidir. Bu hastalığa yakalanmamak için ne yapmalıyız? Bunu da yine Şeyh Edebi-Ali’nin sabır, sebat, irade üzerinde değerlendirelim. İlk olarak sabretmesini bileceğiz. Çünkü sabır insan kalbinde bulunan sükûnet ve dayanma gücüdür. Bunu ne kadar iyi kullanırsak; kötülüklerden o kadar arınırız ve uzak kalırız. Sabırla sebat ederek verdiğimiz söz ve karardan vazgeçmememizdir. Bunları da yaparken bir irade sahibi olmamız gerekmektedir. İrade: bir şeyin yapılmasına ya da yapılmamasına karar vermektir. “ Sabretmesini bileceksin, sözünle sebat edeceksin ve irade sahibi olacaksın.” Bunları yaptığınız zaman inan ki her şey o kadar iyi olur ki... Gözünde büyüttüğün ve çözümü çok uzun bildiğin o sorunların ne çabuk çözüldüğünü zaman içinde fark edeceksin. Sorunlar çözüldükçe gün aydınlanır. Karanlıklar gün ışığına çıkar. Herhangi bir yerde karanlık, kirli, şüpheli, haksızlık, kötülük vb gibi durumlar varsa orda aydınlıktan, adaletten, haklılıktan, iyilikten, sevgiden bahsetmek mümkün değildir. Ancak bu ortamı sağlayan bireylerin, yöneticilerin, liderlerin kudretli ve şeffaf kişiler olması lazımdır. Şeffaf olmak; bir kişinin önce kendisine, ailesine, çevresine, milletine ve ülkesine karşı duyduğu saygıyı, sevgiyi ve inancını ile birleştirerek daha güzel yarınlar için bir nesil yetiştirmektir. Her iyi yetişmiş bir nesil; yarıma ışık tutan birer rehber ve bilge alimlerdir.

            İyi yetişen bir nesil o ülkenin zenginliğidir. Zenginlik sadece maddi anlamda değil, eğitim, öğretim, bilim yani her alanda. Bunlar çoğaldıkça bir ülkenin kalkınması da bir o kadar ilerler. İyi bir nesil yetiştirmenin anaokulu ailedir. Çocuk önce aile içinde gördüklerini yapmaya başlar. Ve daha sonra da bunları çevrede ve en son okulda devam ettirir. İşin kerameti ana ocağıdır. Her şeyin bereketi ve kısmeti orda başlar. Ona sadakatinle bağlanarak sen geliştirir ve yüceltirsin. Kim ana babaya olan sorumluluğunu yerine getirmezse işte o zaman o evde bereket olmaz. Sevgi, saygı olmaz böyle bir nesil yetiştiği zaman da işte o ülkede bereket olmaz. İnanç sahibi olan insanların, ümitleri tükenmez. Mutlaka vardır. Ona tutunarak yaşam mücadelesi verir. İnanç ve ümidini kaybeden bir insan; suyu kurutulmuş bir çaydan yaşam mücadelesi veren bir balığa benzer, çırpına çırpına can verir.

            O zaman bizim belli başlı sorumluluklarımız vardır. Nedir bunlar? Öncelikle ailemiz, çevremiz, milletimiz, vatanımız ve ülkemiz için iyi yetişmiş birer birey olmalıyız. İyi bir birey: akıllıdır, bilgilidir, sorumluluk taşır; irade sahibidir, yardım severdir; kötülüğü sevmez; güçlüdür, kuvvetlidir, inançlıdır, açık sözlüdür, her gördüğünü; gördüm demez, ben çok bilirim demez. Vb gibi daha çok sıralayabiliriz. Bunlar birbirine bağlı zincirin halkalarıdır. Biri olmadığı zaman diğeri ona bağlanamaz. Her şeye bu gözle bakmamız gerekir.

            Şeyh Edep Ali’nin 715 sene önce Osman Beye üç kişiye acı sözü ile yorumu ben yapayım. Eksiklerini siz tamamlayın.

            “Cahiller arasında alime acı!” Cahiller içinde kalmış alim bana göre sadece cahillerin itibar ettiği kişidir. Bu tür kişiler hiçbir konu hakkında bilgisi olmayıp; gelişi güzel ahkam kesen; konuya vakıf olmayıp; az da konuşmasını beceriyor ise; işte alimin kralı budur; kendini bireylerin arasında alim kabul eder. Yani bu şu demektir.

Akıl hastanesinde deliler arasında bulunan akıllı bir insanla eşdeğerdir. Çünkü gerçek alimler: Peygamberlik makamına en yakın insanlardır. Alim ölse bile diridir. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

            1 “ gece ve gündüz baki kaldıkça alimlerde baki kalır.”

            2 “ Alim ölse bile diridir. Cahil diri olsa bile ölüdür. ”

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:   “İlminden     istifade           edilen alim, yetmiş bin abidden daha üstündür.”

Zenginken fakir düşene acı! Zenginlik bana göre üç tanedir:

            1- Çalışarak zengin olmak. Buda şu şekilde olur. Bilinçli tüketiciler; savurganlık yapmayarak; belli bir zaman içinde damlaya damlaya göl olur düşüncesiyle; bunu da iyi bir şekilde değerlendirerek zengin olan insanlardır. Bu tür insanlar emeğin değerini iyi bilen kişilerdir. 

            Ne zaman yoksullaşırlar?

İşte bunun değerini kaybettikleri andan itibaren veya bugüne nasıl geldiklerini unuttukları andan itibaren zenginken fakir düşenlerdir. Bu da iki şekilde olur: Risk alırken yapılan hatalar ya da bu devran hep böyle gider mantığında olup bu havaya kendini kaptıranlardır.

            1- Birden zengin olanlar: eskiden kabileler halinde yaşayan topluluklar; topraklarını genişletmek ve daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak için başka kabilelere saldırarak onları esir alıp, onların yaşam alanlarını alarak kendileri daha iyi koşullarda yaşamak için çalışırlardı. Bu kabilelerden önce devletler daha sonra ordular kuruldu. Güçlü olan, girdiği yeri yakarak, yıkarak güçsüzün üzerinde egemenliğini kabul ettirerek, savaşlarda elde ettikleri ganimetlerle yaşamlarını daha da iyileştiriyorlardı, işte zenginken fakirleşen insanlar bunlardır. Birinin daha iyi yaşaması için diğerinin yok olması lazım. Asırlar önce böyleydi. Bugün nasıldır? Farklımı? Bana göre tam tersi; felaketin eşiğindeyiz. Güçlü yine güçlüdür. Irak ve Kuveyt’in gelirleri kendilerine yetmiyordu da başkaları el koydu. Evet çünkü kardeşçe yaşamasını bilemediler. Ekmeklerini kardeşleri ile bölüşemediler. Daha doğrusu yemesini bilemediler. Bu iki ülke örneği çok yakın zamanda yaşanan olaylardır. İşte zengin olan insanlar şimdi fakirdirler. Bunların cahilliğine, eğitimsizliğine, birlik ve beraberliklerini pekiştiremediklerine acıyacağız.

            3- son olarak gönül zenginliği olan insanların; bu zenginliklerini kaybettiği zaman tamamıyla yok olurlar. Çünkü hiçbir şeyleri kalmıyor, ne geleceğe bir ümitleri ne de geçmişe dönüp ders çıkarmaları kalıyor; işte bunlara acınır.

            Hatırlı iken itibarım kaybedene... Hatırlı kimse sözüne güvenilir; Kendini bulunduğu ortamda kabul ettiren, sözünün eri, çevresi tarafından sevilen, sayılan yani kısacası; lider konumunda olan kişi veya kişilerdir. İtibar ne zaman kaybedilir? Bu konumda olan herkim yaptığı hatalardan dolayı çevresi tarafından dışlanırsa, her gelene yalan söylerse, sözünde durmazsa, güvenilirliğini kaybederse itibarını da kaybeder. Ya olduğun gibi görüneceksin yada göründüğün gibi olacaksın. Yoksa ne hatırın kalır ne de itibarın. Bu da bir insanın iradesine sahip olamaması ya da isteklerine karşı koyamamasıdır. Çünkü irade her zaman diktir. Zayıf irade, insanı acınır duruma getirir.

            Şunu unutmamalıyız ki! Acıyı bilmeden tatlının ne olduğunu anlamak zordur. Tok aç insanın halinden anlamaz. Mevki makamlar gelip geçicidir. Hiçbir zaman ne oldum değil ne olacağım diyeceksin. Bunu idrak edemeyenler gün gelir acınır duruma düşerler. Herkes mutlaka bir üste çıkmaya çalışır. Bu yüzden üst makamlar da o kadar güvenilir yerler değildir. Önemli olan; zamanı geldiğinde o yerleri güvenli bir şekilde bir başkasına bırakmaktır. Bunu da hatırlı ve itibarlı bir şekilde yapmak gerekir. Derler ya: ‘‘-eşek ölür kalır semeri. insan gider kalır eseri ’’ Eserleriyle anılmak; her insan için mutluluğun ta kendisidir.

Haklılığını savunmak ve bu uğurda mücadele etmek; şerefli ve onurlu insanların işidir. Ama haksızlılığın karşısında susmak; susan ve korkan şerefsizlerin işidir.

Eskiden her evin mutlaka bir binek hayvanı vardı. Durumu daha iyi olan ailelerde daha kaslı güçlü atlar vardı. Bunlara genellikle biniciler, yarışçılar ve savaşlarda savaşçılar binerdi. Bunun için atın iyisi dorudur. Yiğitlerde gözü kara ve pek olan, bileğine güvenen iyi yürekli delikanlılara, deli derler.

            Bugün baktığımızda atın iyisi arabada koşar; yiğidin güçlüsü parası ile ölçülür. Ve ya kendini gösterir.

            Değerli okuyucular, 715 yıl önce Şeyh Edep-Ali’nin söylemiş olduğu bu altın söz ve öğütler bugüne kadar hiçbir değerini kaybetmeksizin bugünümüze ışık tutmaktadır. Fakat bunları ne kadarımız anlayarak, idrak edebiliyoruz? Bunu da sizin takdirinize bırakıyorum. 2014 yılına girerken şunu unutmayalım! Söylenen her güzel söz, yapılan her güzel iş; 715 yıl değil 1715 yıl geçse de altındır. Paslanmaz.

Hoşçakalın.

 

2014 Yılının Bütün Dünya İnsanlarına Barış, Huzur ve Sağlık getirmesi Dileğiyle Nice Mutlu Yeni Yıllar Diliyorum.           

 

 

Ali Rıza TARĞAY***

 

Yazara ait son 10 makalele
UMUDUN ADİ OLMAK.
BÜYÜK ADAM OLMAK.
SENİ NASIL ANLATA BİLSEM SENİ HINISIM.
YORGUN VE DARGINIM
BENİ BİR DOST OLARAK HATIRLA
EĞER SEVİYORSAN KARŞINDAKİNE İFADE ET.
AH -KEŞKE-DEMEK ÇOK GEÇ
GÜZEL SÖZ ALTINDIR PASLANMAZ.
HAYATTA FARK YARATMAK
FELSEFE NEDİR VE ÖZELİKLERİ
Yorum Yaz - Yorumlar
Toplam 0 yorum yapılmıştır.
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR



Hınıs'ın çehresini değiştiren sebepler hangisidir?

45.9%

21.4%

17.5%

9.5%

5.7%


Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)